Makaleler, tezler filan derken uzundur yazmak isteyip de fırsat bulamadığım bir konuya nihayet deyiniyorum. Evet ben silahları severim! Silah aşkım falan yok ama silahları gerçekten severim. Dahada genellersek at-avrat-silah üçlemesini severim. Ben ilkelim! (”Silahları severim” demek “tüm silahları severim” anlamı yaratsada gerçek böyle değil! Bunu açıklayacağım. -Aman dikkat!)
Beni ilk defa okuyan bazı entelektüeller ve entelektüel olmayan saf hümanistler eminim ilk paragraftan benden tiksinip beni defterlerinden silmişlerdir. Bu yazının devamını ve beni bir daha okumazlar. Diğer yazılarımı okumuş olanlarsa “şimdi silahları sevmek halini rasyonalize edecek bu… Haddini aşmaya başladı!” diye söyleneceklerdir. Hayır bu yazıda özellikle bunu yapmamaya çalışacağım. Bunun tehlikelerinin farkındayım. (Ama az da olsa biraz kaçabilir huyum kurusun.)
Silahları severim ama hafif ateşli olanları. (Bu hafif ateşli silah dediğim şeyi birazdan açıklayacağım.) Yani kitle imhaya yönelik olanları asla değil! NBC en tiksindiklerimin başındadır. Bunu tüm ağır konvansiyonel silahlar izler. (Ama silahları çıkartılmış yani artık stratejik silah platformu olmaktan çıkmış bir typhoon sınıfı denizaltıyı da bu kapsama asla sokmam!) Askerliğimi tankçı yaptım ve tanklara sadece zırhlı araçlar olarak sempatim vardır. Ama tank topu bana hoş birşey çağrıştırmaz. Patlaması kuru gürültü, bir şeyleri parçalaması ise manasız ve rahatsız edici gelir!
Şimdi “mecburi” dil bilgisi kaynağımız TDK’ dan “silah” üzerine bir kaç tanım yazmam gerek;
- Silah: {Savunmak veya saldırmak amacıyla kullanılan araç.}, {mecaz- Bir konuda etkili her şey.}
- Ateşli silah: {Patlayıcı madde aracı ile mermi atan top, tüfek vb. silah.}
Şimdide şu benim uydurduğum “hafif ateşli silah” deyiminin tanımı; “Hafif ateşli silah” yada “ateşli hafif silah”: “Patlayıcı madde aracı ile mermi atan tabanca, tüfek vb. gibi vucut üstünde taşınabilen silah.” (”Ateşli hafif silah” daha uygun olsada “hafif ateşli silah” daha esprilidir. Umarım bir gün gerçekten deyim haline gelir. )
Silah tanımından anlaşılacağı gibi bir kaldırım taşı, ekmek bıçağı yada oklavada (hanımlar dikkat!) somut bir silah haline dönüşebilir. İnsanı yaralayabilir, hatta öldürebilir. (Hatta gündelik hayatta bunlar çok daha pratik ve kolay ulaşılabilir nesnelerdir. Kızgın bir ev hanımı ekmek bıçağını cart diye manyak kocasının boğazına saplayabilir!) Hafif ateşli silahların bunlardan tek farkı silah olarak kullanılmaktan öte bir işleve sahip olmayan araçlar olmalarıdır. (Yanlız Chevy Chase’in bir filminde; “hararetli bir çatışma sonrası piyade tüfeğini gazoz kapağı açacağı olarak kullanan bir paralı asker” istisnai bir durum yaratarak kayıtlara geçmiştir:) Gerçekte herşey somut ve soyut anlamda bir silaha dönüşebilir. Birkaç atom zerresi bir anda milyonları katledecek bir silaha dönüştürülebilirken aynı şekilde bir parça kağıt üzerine kalemle çizittirilmiş kelimeler zinciride resmen bir silah olarak kullanılabilir! (Örneğin; “şantaj mektubu”, “Johnson Mektubu”,”aşk mektubu” … vs gibi.) Hatta size uzatılan cici bici bir demet çiçek bile…
“Herşey tamam ama genede sadece öldürmek için tasarlanmış bir alet konsept olarak bana soğuk ve rahatsız edici geliyor.” diyenler olabilir. Ama bir de şöyle bakın; Canınızdan çok sevdiğiniz bir yakınınızla ıssız topraklar üzerinde tek motorlu Cessna’nızla seyrederken bir motor arızası sonucu kendinizi -ve sevdiğinizi- o hiç ait olmadığınız topraklarda bulabilirsiniz. Peşinize aç ve kana susamış bir kurt sürüsü takılabilir. İşte o zaman kadın olsun, erkek olsun, kim olursa olsun belindeki parabelluma gönülden bağlanacaktır! -Aptal değilse tabii! (Bunu özellikle o saf hümanistlere söylüyorum! Duygusal inaklarınızdan sıyrılıp dünyaya farklı açılardan bakmaya başlamalısınız artık! Bu sayede konu o en tiksindiğiniz şeyler bile olsa görüşlerini rasyonel bir çerçeveden geliştirip savunan insanları hoş görüyle karşılamaya başlarsınız!)
İşte ben bu açıdan bakıyorum ve hafif ateşli silahları seviyorum. Issız bir dağ başında kamp yaparken yada vahşi hayvanlarla dolu bir ormanda(!) dolaşırken belimde taşıdığım -amcamın bana hediyesi- Walther P38′ ime gönülden bağlanıyorum. Varlığı bana güç veriyor ve gerekirse kendimi, sevdiklerimi onun gücüyle korumaktan hiç çekinmem! Şunuda eklemem gerek; P38′ imi severim ama aynı silahı beline takıp insanları korkuyla dize getirmeye çalışan, soğuk metalin tehdidiyle insanları tahakküm altına almaya çalışanlardan bir o kadar da tiksinirim.
Belki bu yazı sayesinde bazı insanlar silah sevgilerini hangi kapsamda değerlendirmeleri gerektiğini farkederler. Böylece mağsum insanların katline yönelik savaş silahları üretip “kan” üzerinden “kar” eden dev sanayileri oylarıyla bir daha desteklemezler. (Özellikle ABD vatandaşlarınadır bu sözüm! Bilhassa cumhuriyetciler amerikan kültürünün “hafif ateşli silah sevgisini” top yekün silah sevgisine dönüştürerek toplumsal sağduyuyu bulanıklaştırmaya ve silah sanayinin iğrenç emellerini bir de bu yolla meşrulaştırmaya çalışmaktadırlar.)
Bu duygu yüklü yazımı bir espri(!) mahiyetinde yazı verdiğim şu 2 mısrayla noktalamak isterim;
Silah Sevgisi
O gördüğün tabanca ne bir atom bombası, ne de bir demet çiçektir
Sadece çelikten işlenmiş soğuk, mekanik bir alettir
Gerekmedikçe görmessin, orada yerinde durur
Gerekirse nah burada, avucumun içinde olur!
*
Ama o gördüğüm kabuslar bir daha yaşanmasın diye
Kabuslarda gördüğüm o mantar ruhları kavurmasın diye
Akılsızlık mantarı herkezi zehirlemesin diye
Hep kullanacağım tek silah şu biçare kalemimdir!
[Levent Soyarslan 29-11-07]
Yorumsuz
Wikipedia dan bir alıntı; {Hiroşima’ya atom bombasını attıktan 3 gün sonra 9 Ağustos 1945 (Amerikan kaydına göre 10:58′de, Japon kaydına göre saat 11:02′de), Plütonyum-239 tipi atom bombası “Fat Man” (Şişko Adam, resmî adıyla Mark III) ile ikinci katliâmı gerçekleştirdi. Bu atom bombasıyla Nagasaki’nin toplam nüfusu olan yaklaşık 240.000 kişi içinde 74.000 kişi o an hayatını kaybetti… 2006′da atom bombasıyla öldürülenin sayısı 140.144′a ulaşmıştı...}
Aptal için son söz
Ey saf hümanist şimdiye kadar şu okuduklarından bir anlam çıkaramadıysan yukarıdaki resme bak! O resim Nagasaki’ye atılan bombanın gerçek resmidir! O resimde gördüğün bulut Nagasaki’ de kavrulan onbinlerce ruhun külleridir. O resme dikkatli bak ve akıl silahını kullanamayan senin gibi aptalların öbür pislikleri engelleyemediği için bunun gerçekleştiğini artık anla! Ama sadece hissetme!
18 yorum ↓
Yazınıza ayar oldum, tesadüf ettim okudum. Bir şekilde kendimi muhatap hissettim. Ayar olmayı şimdi izah edeyim:
Ben, şahsen bir bilim hayranıyım. (Ancak anlamam, az anlarım, vs) Boğaz köprüsüne de hayran olurum, Uzi’ye de, iBook’a da. İnsan türünün yapabileceği şeyler kapsamında bir hayranlık. Metalin, selülozun, kumun, petrolün geçirdiği değişimler beni büyüler.
Yapan insan. Homo Sapiens’in gelişim aşamaları.
Ayrıca, cinsiyetimin de etkisiyle araçlara ve silahlara da hayranlık duyarım.
Bu anlamda yazınızda anlattıklarınızı kabul ediyor, anlıyorum. Ama hepsini kendi adıma onaylamıyorum.
Şunu da belirteyim; yukarıda bahsettiğiniz entellektüeller adına konuşuyor değilim. Entellektüel değilim. Böyle bir görev üstüme almıyorum. Bu anlamda, yazınızın o yönüne söyleyecek bir sözüm yok.
Hayatta en keyif aldığım şey oğullarımdan biriyle oturup Command Conquer Generals oynamak. Onların yaşına tam olarak uygun olmadığı ‘bilimsel’ olarak açıklanmış olması umrumda değil. Çocuklarım artık, sanal bir kahramanın değişebilir olduğunu, askerin yerine tavşan ya da pacman gelebileceğini biliyor. Mühim olan strateji oyunu oynamak. Benimle oturup müfredat derslerine çalışmalarından daha iyi bence. (Zaten okulda çalışıyorlar)
Benim bu anlatımımın oportünizm içerdiğini kabul ediyorum. İşte ayar dediğim nokta burası.
Yani…
Sayın bayım, entellektüellere çatıp tüfeğinizi savunmanıza gerek yok. Evet, nükleer silahlar berbattır. Kahrolsun nükleer enerji. İnsan türünün en ciddi hatası.
Ama aynı zamanda kahrolsun bireysel silahlanma.
Ama pek çok insan nükleer silahlarla değili, dengesiz sivillerin elinde patlayan silahlarla ölüyor. İstanbul bu silahlı bireylerle korku dolu bir şehir, dünyanın pek çok şehri gibi.
Siz yazınızdan anladığım kadarıyla eğitimli, görgülü bir insansınız ama zır cahil kafalar, kasten ya da kazayla başkalarını, yakınlarını, kendilerini öldürüyor, yaralıyor, sakat bırakıyor.
Counter Strike oynuyorum ve bireysel silahlanmaya hayır diyorum. Tüm dünyanın ama önce Türkiye’nin silahsızlandığı bir yaşam hayal ediyorum.
Bir silah varsa, başka bir silah daha mutlaka ortaya çıkacaktır. Silahlar ordu, müzeler ve eğitim kurumları tarafından kullanılmalı. Küresel savunma, eğitim ve gösteri amaçlı kullanılmalı.
Belki, en büyük düşman 40, belki 140 yıl sonra gelecek devasa göktaşıdır. Tüm nükleer silahlanma programları, insanlığın elele verip bu düşmana karşı kullanılması için çalışmalı. Tüm kişisel silahlar eritilmeli ve demir yolu yapılmalı.
Evden çıktığımızda, bilmeliyiz ki kimse silahlı değil. Çünkü ordu seksende yaptığı gibi, köşebucak, ev ev, araba araba sivil silahları toplamış.
Uçuyor muyum? Belki. Ama inandığım budur.
Teşekkür ederim.
Ateş etmek zevklidir ve strateji oyunları zekayı geliştirir.
teşekkürler
emrah
Sevgili Emrah
Öncelikle bu güzel yorumuz için teşekkür ederim. Şimdi yorumunuzdan önemli bazı noktalara cevap vermeye çalışacağım.
1)”Hayatta en keyif aldığım şey oğullarımdan biriyle oturup Command Conquer Generals oynamak…”, “…Benimle oturup müfredat derslerine çalışmalarından daha iyi bence. (Zaten okulda çalışıyorlar)”
Nekadar güzel yazmışsınız. Aynen katılıyorum!
2)”…Boğaz köprüsüne de hayran olurum, Uzi’ye de, iBook’a da. İnsan türünün yapabileceği şeyler kapsamında bir hayranlık. Metalin, selülozun, kumun, petrolün geçirdiği değişimler beni büyüler.”
Burada keşki en başa bilim+sanatıda ekleseydiniz. Ayrıca bahsettikleriniz bilimden çok teknik-teknolojik mevzular; İnanın bana teknolojiye olan hayranlık (teknik eğitim almış biri olarak konuşuyorum) zamanla yerini sanat ve bilime bırakıyor kendini. Neyin nasıl yapılabildiğini öğrendiğinizde eski önemini kaybetmeye başlıyor. Ama sanat ve bilim apayrı!
3) “..Ama pek çok insan nükleer silahlarla değilli, dengesiz sivillerin elinde patlayan silahlarla ölüyor. İstanbul bu silahlı bireylerle korku dolu bir şehir, dünyanın pek çok şehri gibi…”
Dünyada her yıl hafif ateşli silahlara bağlı ölüm vakası sayısı trafik kazaları veya savaş ve iç savaşlarda ölen sivillerin sayısının yanında o kadar küçük ki! Ama evet bu gerçeği değiştirmez! Bireysel silahlanma bir sorundur! Ama bunun kaynağı mekanik aletler olarak silahlar değil insan toplumunun geriliğidir aslında! Yani bir silaha sahip olmanın gerektirdiği sorumluluğu sahip olmaktan uzak beyinlerin cehalet ve zekasızlığıdır.
Çok önemli bir örnek vermeliyim size. Micheal Moore (modern bir anarşisttir kendisi) “Benim cici silahım” (Bowling for Columbine) belgeselinde şunu ortaya koymaktadır; ” Kanadada bireysel silhlanma “oranı” ABD den bile fazla olmasına rağmen -yani kanadalılar aslında hafif silahlara amerikalılardan bile daha meraklılalar- belgeselin çekildiği yıllar itibariyle abd de her yıl bireysel silahlar sonucu gerçekleşen yaralanma ve ölüm sayısı 10.000 iken kanada da bu sayı sadece 50 kişi. Kendiside ödüllü bir atıcılık-markman- ustası olan Moore aslında bu gerçeğin bireylerin silah sahibi olmasından değil toplumsal cehalet ve korkudan asıl kaynaklandığını ortaya koymakta. (Özellikle ABD de ve dünyada “korku toplumu” yaratma çabalarını incelemenizi tavsiye ederim) Bu belgeseli mutlaka seyretmelisiniz.
4)”Sayın bayım, entellektüellere çatıp tüfeğinizi savunmanıza gerek yok. ”
Lafım asla entelektüellere değil aman dikkat! Ben asıl sadece saf hümanistlere çatıyorum. (onlar entelektüel değiller -halk ağzında onlara; entel-dantel kültür mantarı denmektedir.
5)”Evden çıktığımızda, bilmeliyiz ki kimse silahlı değil. Çünkü ordu seksende yaptığı gibi, köşebucak, ev ev, araba araba sivil silahları toplamış.”,”Uçuyor muyum? Belki. Ama inandığım budur.”
İşte burada durun!!! Bence bu güzel yorumunuzun en talihsiz parafrafıdır bu! Bu satırları yazmak ve buna inanmak inanın “atom bombasını seviyorum” demek kadar tehlikeli! Zira militarizmi savunmak demek dolaylı olarak atom bombasınıda savunmak demektir!
Silahsızlığı silah yoluyla -zorla- sağlamak fikrini umarım bir daha değerlendirirsiniz. Ayrıca şu yazımıda okumanızı arzu ederim;
http://levent.pozitifpc.com/askeriye/zorunlu-askerlik-hizmeti
Son olarak: “Ama inandığım budur.” demişsiniz. Şu makalemide okursnız ayrıca sevinirim:
http://levent.pozitifpc.com/felsefe/inanc-ve-dusunsel-ozgurluk
Emrah bey;
Silahlar konusunda Levent ile birebir aynı fikirde olup, daha önce görüşlerimi zaten kendi blogumda da yazmıştım.
Şimdi bu tartışmaya, içimden birşey dürtüp durduğu halde, müdahil olmayacağım.
Yalnız, söylemek istediğim birşey var.
Thomas Jefferson hayran olduğum bir entellektüel (bir entellektüeli övmek için ne kadar yanlış bir söz!) ABD anayasasına silah taşıma özgürlüğünü koyan kendisidir.
Bakın ne gerekçeyle koymuş:
Devlet, birgün insanları ezecek kadar yoldan çıkarsa, insanlar kendini savunabilmeli demiş.
Hukuk normalde bunu yapar; kendisi hukuk alanında fazlasıyla bilgili biridir. Hukuka tek başına güvenememiş.
Hayvanlara silah verilmesine karşıyım. Gelgelelim, hayvanlar tabanca tüfeksiz de cinayet işleyebiliyorlar. Hatta, bıçakla cinayet işleyen bir hayvanı, belinde tabancası olan Türk polisi “yapma birader ayıptır” diye uyarabiliyor.
Yani hayvanlara mani olmanın bir yolu yok. (Yukardaki cümleden tek çıkarılacak ders budur(!))
Öte yandan, silah bazı şeylere karşı sigortadır. Arabayı kasko yaptırıp dururdum ama hiç hasar oluşmazdı. Üzülürdüm şu kadar parayı haybeden sigortaya verdim diye. Sonra anladım ki, kafamın rahat olması için o para helalmiş. Hasar oluşmasına gerek yokmuş.
2.dünya savaşında Fransız ordusu 1 haftada teslim olduğunda, eminim sivillerin elindeki silahlar çok işe yaramıştı.
Daha yazarım ama anarşik damarlarım atmaya başladı.
Bazı hoş düşüncelerinizden dolayı da selamlıyorum sizi. Keşke silah almak ucuz ve kolay olsa ABD gibi, ben de tabancamın kabzasını gülle donatıp hediye edebilseydim size…
Müsade ederseniz, yorumumu yazdığım bir dörtlükle sonlandırmak isterim:
can çıkmadan durmazki,
mermi şarjörde kalsa da,
bu kalbimi dağlayan o mudur,
cananın aşkı mı yoksa
Ben yine de tüm silahların eritilip demiryolu yapıldığı bir yaşamı özleyeceğim.
Mesele her silahın bir başka silah nedeniyle satın alınıyor olması: “Düşmanımın silahı olduğu için silahlandım”
Aferin. Biz de, bir gün bize de düşman olabilabilirsin diye silahlandık.
Sanata gelince, Auschwitz’den sonra sanatın imkansız olduğu fikrine katılanlardanım.
Moore’u biraz tanıyorum, programını ve filmlerini elden geldiğince takip ederim. Artık o belgesellerle birlikte kurmacanın sınırlarının da dağıldığını, yeni bir anlatım türü yarattığını düşünüyorum.
(sanattan da biraz anlarım demek istiyorum, yani hani ezik kalmamak için)
Son sözüm Bakunin’den; 10 yıldır bunu bilir, bunu söylerim: 25 yaş üstündekiler öldürüle!!!
Yazılarınızı ilk fırsatta okuyacağım.
Bense size oğullarımla seçtiğimiz videoları koyduğumuz blogumuzu öneriyorum.
http://ucumuz.blogspot.com
Selamlar
Emrah bey
Sadece bir şey söylemek isterim bu ikinci yorumunuza;
Görüyorum ki Hitler insanlığa çektirdiği acılar ve yıkımla sadece geçmişte kalmamış! Yaşayan ruhu hala peşimizi bırakmamış. Zira bunu söylememin sebebi neo nazizm yada dünyayı -hala daha- yumruklarıyla sarsan faşizm değil. Sizi en insani şeylerden biri olan sanattan soğutmuş olmasıdır!
Bu en kötüsü işte! Keşki bu hislerinizi değişterebilecek bir şeyler yapabilseydim. -Bunu çok içten söyledim inanın…
Not: Bakunin ise bence birazda romantik bir anarşisttir okadar. Çokda fazla önemsemem onu -Siz söylediklerine de bakmayınız. İlla geçmişe döneceksek size daha çok Hegel, Kant, Engels gibileri öneririm. Ama en güzeli insanın kendi anarşizmini kendisinin oluşturmasıdır tabii.
Zaten anarşizm de budur! Koyun olmamaktır… (Lafım size değil genele)
Umarım tekrar yazışırız.
Sizin walter p38 resimdekimi? Çok güzel bir silah. Bunların hala satışı varmı? Birde P38 hakkında teknik bilgiler ve atış deneyiminizi anlatan bir yazı hazırlarsanız sevinirim. Bende sarsılmaz kama 15+1 var. Memnunum ama ithal bir tabanca satın almak istiyorum. zig saver lere baktım mke çok pahalı 4000 dolar p38 göremedim orada. walter p99 var ama plastik tabanca olduğu için onu istemiyorum. Başka tabancanız varmı yada tüfeğiniz. ben silah koleksiyonu yapmak istiyorum ama bu türkiyede yapamıyorum. Barış beyin dediği gibi Millet olarak silah sevgimizi i destekleyen yeni bir yasa istiyoruz. amerika gibi birde makinalı ve taramalı tüfekler hakkında daha çok bilgi verirseniz seviniriz. İngilizcem olmadığı için takibedemiyorum siteleri türk sitelerse malesef fazla bilgi yok. böyle güzel yazılarınızın devamı dilerim. İyi çalışmalar
sayın hakan,
p38 hala yapıyo ama satmıo allahsızlar
sik saverde iyi tabancadır.bide sig sauer var allah bilir o kaç para.bende p99 vardı pilastik olduğu için eridi.arabanın torpidosundaydı.sanayide demir kasa yaptırdım çok şahane oldu.şimdi biraz ağır(2.5 kilo)
barış denen manyağı uysalar burası teksas olur.
makinalı tüfeklerin en sevdiğim modeli gatling.içinde elektrik motorlu makina var namluyu dönderiyor.taramalı daha iyidir.bir tüfekle herhangi bi yeri tararsan taramalı tüfek olur.cinsi modeli önemli deil.ben av tüfeğiyle bacanağın evi taradım taramalı tüfek oldu.
sarsılmaz kamanın nesinden memnunsun yazmamışın bizde ona göre alalım.
Levent Bey, aslında sanattan değil de sanatçıdan soğudum.
Demiş ya, Gombrich “Sanat yoktur aslında sadece sanatçılar vardır”, kızdığım sanat değil sanatçılar.
Teknolojinin yardımıyla artık sanat bir tık yakınımızda. Sanatçı da üretiminin “ucuzladığının” bilinciyle ruhunu kaybetmiş.
Neyse, yazınızın bağlamının dışına çıkıyoruz.
Sanat düşmanı değilim. Hatta mesleki olarak sanatçı kabul ediliyorum (ben bunu seçmesem de)
Ancak, tıpkı geçen yüzyılda olduğu gibi karanlık bir süreçten geçiyoruz ve sanat yozlaşıyor.
Entertainment sucks art…
Ben karamsarım - sanat düşmanı değil.
Bakın TSK dağları bombalıyor. Göreceksiniz operasyon sonrası PKK gene saldırıya geçecek. Tükenmedik demek için. Deux ex Machina da inmeyecek gökyüzünden.
Ve biz burada “güzel sanatlardan” bahsediyor mu olacağız?
Yok yok ben karamsarım biliyorum. Ama sanat düşmanı değilim. Children Of Men’i (Cuaron) seyrediniz. Çok beğendim. Bilimkurgu bir film nasıl belgesel olur gördüm.
Uçuşan düşüncelerimi bağışlayın.
Sevgiler…
Cesna ile giderken Ormana düşüp silah ile aileni korumak,Çok güael levent.Düşecek bir orman bulursan tabii,
Cep’ten beni ararsın gelirim ben,Ya ilgaz dağına düşeceksin Ya Uludağa,Yada Mi
Ben amatör bir silah Severim!!!
MAuser c96 hakkında bilgisi olan varmı ????
Ya felsefe ya silah!!!!!!!!
Ben silah diyorum;
Kadınını ve aileni: Felsefe ile Koruyamazsın.
Ben silahın felsefi yanını severim,!!!!!!!!
Hangi felsefi yanımı??????Aşağıda yazdımya!!!
Felsefe; Mastürbasyonun İsim takılmışıdır.
Bırakın Boş işleri.
saygılar
felsefe…:
1700′den bügüne bazı abilerin geyiğine verilen ad.!!!!
insanların işleri olmadığı çağlarda Vakit öldürmek için Yaptıkları ateş başı muhabbetleri,Geyiğin ağababası.
Günümüzde ise yanında konuşacak arkadaşı olmayanların sığındığı laf kalabalıklığı.
Halk dilinde T..şak.Muhabbeti,
felsefe=tembellik,atalet,eylemsizlik,Siz önden gidin ben arkadan gelirimcilik.bakarız abi,hallederiz,Toplantıdayım
Dünyada en önemli 2 şey vardır,
1.kadın.
2.silah.
Bu iki şeye sahip olmak istiyorsan!!!! zaten birçok şeyede doğal olarak sahip olmanız gerekir.
Silahlardan bahsedelim,
“Silah en etkili doğum kontrol ilacıdır.
“Payı artıramıyorsan, Paydayı eksilt”
Bütün hastalıkların ilacı, mermidir.!!bir defada kesin çözüm, kronik olma sorunu yok.
Eğer dünyada insan öldürecek silahlar hiç üretilmemiş olsaydı, sizin deyişinizle “felsefenin kıralını yapardık.
İnsanlığın var olduğundan beri savaşlar var insanlar ölüyor.!!Şu an silahmı lazım felsefemi?
Benim için en önemli kişi-kuruluş %100 yerli,
keskin nişancı tüfeğı tasarımı ve üretimi yapan KALE KALIP firmasıdır
Kabul ederseniz yazarız..
saygılar
Sayın Emin Bıyık.
Umarım bir gün tıpkı senin gibi zihniyetlerin çoğunluk olduğu bir yerlerde kendin ve ailenle birlikte azınlık olarak, nefret edilen birileri olarak yaşamak zorunda kalmassın! (Yüksekovaya beklerim sizi ailecek! Çayımı içersiniz.)
Ama böyle bir durumda kalırsan şayet silah silah diye ötüp durduğun, “silah en etkili doğum kontrol aracıdır, payı arttıramıyorsan paydayı eksilt” diyebildiğin gibi, “Bütün hastalıkların ilacı, mermidir! Bir defada kesin çözüm, kronik olma sorunu yok.” demekten hiç çekinmediğin gibi başka birileride senin ve ailen için aynı sözleri ifade ederlerde bir gün iş işten geçerse unutma ki onlar mermi yakar, can yakar oynarken sende o yeni gelinin sarıldığı gibi elinde tuttuğun “Kale Kalıp” marka tüfeğini kaval yapar, ağıt yakar oturursun.
O tüfeği birileri elinden alıp bir tarafının kalıbını çıkarmadan önce “Bir kaçını harcarım, intikamımı alırım!” diye de düşünme sakın. Kim vurduya gidenin intikamı alınmaz bunu unutma sakın! Kendinden bu kadar emin olma sakın!
Güneydoğuda şehitler verdik, sadece asker değil, polis değil! Nice kadın, nice çocuk, nice aile… Daha fazla lafa hacet yok!
Yüksekovaya beklerim sizi hemde ailecek! Yanınızda KALE KALIP marka tüfeğinizide getiriniz. Hem çalar hem oynarsınız. Uzaktan kavalı üfürmek kolay Emin Bıyık bey!
Bir muvazzafdan sevgilerle…
Yesugay dervişoğlu!!
Şimdi Giriş bölümündeki temeninize bakarak yazmayı düşünürken.!!!!giriş bölümündeki “”ÖTÜP DURDUĞUN”
kAVAL YAPARSIN Laflarından sonra;
Levent’in Sayfasında yazıştığımıza göre ;
ortak tanıdıklarımız var herhalde deyip daha seviyeli olmanızı öneririm;
Sanki Dünyayı sen kurtarıyormuşsun gibi konUŞUYORSUN,!!!!!!!!!
ne olduğunu öğrendik haddini bil.Yüksekovaya bekliyormuş; Ben Yüksekovada olsaydım senin ne işin olurdu orada.!!
Sen orada işini güzel yap yeter ,Ben kalıp konusunda uzmanım istersen bir gün kalıba nasıl alınılır,kalıp nasıl yapılır sana öğretirim,(CAD-CAM) benim işim kalıp silah:!!
sende bana Nasıl üflendiğini gösterirsin.!!!senin uzmanlığında Üflemekya!.
“”Askerlik ölümle yapılmış sözleşmedir” sanki bana keyif bağışlıyorsun, İşine gelmiyorsa bırakırsın.
Zorlamı gönderdik seni oraya ?
Paranı almıyormusun?
Sizi biraz alçakgönüllü olmaya ve Yaptığınız işin ağırlığını taşımaya davet ediyorum.
Sanki Türkiyede Tek kahraman sensin Türkiyeyi sen Kurtardın Olmazsa olmazsın.
Benim canımı sıkma: Dağlıca baskınında Türk milletinin ne kadar acılara gark edildiğini size hatırlatırım,
Sanki şu an bulunduğunuz yerde bilimsel çalışma yapıyorsun.
senin işin; Öldürmek, mermi atmak silah tüfek değilmi.
Askerlerinden utan Yol kenarında Yaya yürüyüp mayın araması yapan Aslan parçalarının yanında seni hiç göremedim,Ne kadar vakurla yürüyorlar farkındamısın,-25 derecede. Sen ise işi gücü bırakmış,millete laf yetiştiriyorsun.
Sen ise Mart kedisi gibi Ağlıyorsun,Mart kedisi,
Kaval üflemekten bahsediyorsun eeee.sırayla Şimdi kaval üfleme sırası sende,benim işim var müsait değilim ben..Sen orada üfle dur.!!
Senin güttüğün koyun kadar. Çoban …..tim ben.
Benim Tüfeğimi elimden alıp kalıbını çıkaracak insanı Doğuracak anne modeli Henüz Yaratılmadı.
Ben kalıp yaparım.kalıp çıkarırım.
Sen uyanık olda,Oradaki Aslan parçası Türk askerlerimizin mevzilerine baskın yapıp askerlerimizi öldürmesinler.silahlarını almasınlar,!!!!!!!!!
Eşşek arısı gibi sadece vızıldıyorsun, bal yapmak yok.!!
Ortaya istediğin gibi yazabilirsin fakat Birinin adını yazarak yorum yapmaya sıra gelince, bi dakka,
biz oraya bir yorum yazarken,eskiden oluşmuş ortak bir dilimiz olan insanlarla, Asgari müştereği paylaşmıştık sen nereden çıktın. yüksek ovadan.dan diye.
Adımı yazarak yorum yazacaksan müsait olduğumuzda herşeyi konuşuruz,herşeyi,bir şartla,
sanki bütün sıkıntıları sen çekiyormuşsunda, senin herşeyi söylemeye konuşmaya hakkın varmış gibi değil,
sende 70milyon/ birsin .
merak etme, sen daha rahatsın orada,
şartlar batıda daha kötü.
Ülkemize”Edirne sınırından” giren A4 C4 lerle!! ne zaman patlayacağı belli olmayan bomba korkusu, milleti perişan etmiş vaziyette.
Birde Edirneden Yurdumuzu giren Uyuşturucunun , çocuklarımızın zehirleneceği endişesi ile ne yapacağımızı şaşırmış vaziyetteyiz.!!!!!!
Bu edirne sınırından ülkemize giren a4-c4 uyuşturucu derdini bir çözebilsek herşey güzel olacaktı batıda.!!!
Öyle değilmi ,Kılavyeşör.
Edep yahu.
hertürlü belanın merkezinden
saygılar.
Umarım uzatmazsın.
En son yazdığımı yayınlayın lütfen:
saygılar
Şurada bir eğlenelim dedik;!!!
Yok Yok Şaka yaptım Sadece Duman Üfledim Dışarı çıkasınız diye.
Ne Aposu ağalar beyler, Ben TRABZONLU Bir garibim
ne anlarım bölmeden çıkarmadan,ben sadece Toplamadan anlarım. tek işlem!!
Ulan Kavrulmuş fındığa nasıl geliyorsunuz.
Herkese gider,
Bizim memlekette Su bile 70 derecede kaynıyor.Bizde önce yapıyoruz sonra ,neden yaptım diye düşünüyoruz.
Plan program yok Varda Fiil Plan ve programdan önde.
Süleyman Ayıp ediyorsun yahu ne maaşı Maaş falan yok sadece cehalet işte. ne olacak bizim gibi KAlıpçı adamlardan ne olur.
Kalıpçıyım abi,kalıpçı,tesviye falan Vs.vs.
Eğlenin bee.ne kadar ciddiye alıyorsunuz.herşeyi,
Nasıl olsa Hocanın önüne yatacağız Hidrofili Unutmayın.
Süleyman Biraraya gelsek ölürsün yaaaa!!!valla ölürsün.!!gülmekten,
sizi seviyorum cin akıllı adamlar herşeyi hemen anlıyorsunuz,maaş durumu.falan !!!!!!!!!!!!.
YAzımı tekrar okudum;!! Yok siz gerçektende Rahatsızsınız.Bir yazı Bu kadar “arse’ünden (bknz ingilizce “arse” ) anlaşılır.
selamlar,
Sevgili Emin burda seni rahatsız eden ne oldu ki kuyruğu yanmış kediler gibi sağa sola saldırıp fikirlerinden maksimum fayda çıkaracağın koskaca bir TÜRK subayına MEHMETÇİK hamaseti yapıyorsun ve diyorsun ki ben 4 işlemden sadece toplamıyı bilirim bu mudur sizin toplama anlayışınız?
Okeye 4. aranıyordu. İyi ki geldin Turgay …
“”Kuyruğu yanmış kedi”"neyse (kedilerin artık Kuyruğu yanmıyor kilimaların pervanesine kaptırıyorlar ve yarısı kopuyor)
Burası,Kışla değil turgay bey ,Koskoca Türk Subayının ne işi var sivil Bloglarda:!
Ayrıca İnternet ortamında ne subaylar var!!!
Biliyomusun CHE guevera bile yaşıyormuş, geçen yazıştım onunla..!!!!!!
Tezgahında Kimler tarafından hazırlandığı ortada,subayın adının Turgay olma ihtimali yüksek Çünkü ben vurunca Turgay beyden ses geliyor.
Askerlerin görüşlerinden maksimum fayda sağlandığı ülkeler geri kalmış ülkelerdir,
mesela Pakistan gibi Ve bu ülkelerde kan ve gözyaşı hiç bitmez.
Dünyada ATATÜRKÜN dışında hangi asker bir işi doğru yapmıştır.Sanki adamlar İnsanlığı kurtarmak için yemin etmiş hekim,
Sizin işiniz insan öldürmek kan akıtmakPatlatmak yoketmek yakmak yıkmak:!!(neyse Uzatmayalım)
herkes yerini bilsin.
turgay bey ne yapmak istediğini yazarsan ona göre oynarız!!!
turgay bey neden kendiniz gibi davranmıyorsunuz,????eğer paylaşma kısmın’ın seviyesini düşürüp “avel” bir hale getirmek istiyorsan Bana hiç ihtiyacın olmaz çevrende bu tip insanlardan çok var!!.
Şu maskeni çıkarda Gerçek turgayın ne kadar İnce!kaliteli derin adam olduğunu görsün millet,
Hayat Dalga geçmek,Karı-kız muhabbeti.ve ta..ak geçmekten ibaret değil turgay bey.Ayrıca bunlar sana hiçbirşey kazandırmaz,şayet bu yazıları yüzyüze iken yapsaydık Kimseyi ilgilendirmemiş olurdu,fakat Burada yazdığımız herşey ömür boyu silinmeyen belgeler.
Dikkat etmek lazım..
HAyatın güzelliklerini ıskalayan adamlar.
“Metamorfoz” Güzel bir ifade bundan birşey anlıyormusun,!!!Kapalı ve karanlık yerlerde çok uzun sure kapalı kalmak.vs vs.
Umarım alınmamışsındır.
İstersen Horon oynarız, istersen kafkas, Ama bizim oyunlarsert’tir
Belkide bir gün “Semah” dönmeyi bile deneriz.!
Yıldıza tapan turgay bey
oooh siz okuyacaksınızda !!yayınlayacaksınızda,
dünya bile …..? km hızla dönüyor
.
siz .!!çok yavaşsınız.
Yorum Yaz