Neo Sosyalist Evrim (makale)

Kapitalizmin Bugünü ve Geleceği

Kapitalizmi eleştirmeden önce doğaya, hayvanlar alemine bakmak faydalıdır. Bu şekilde bakıldığında kapitalist sistemin aslında “orman” kanunlarından esinlenerek yaratılmış olduğu göze çarpar.(1) İşte bu sebeple kapitalizm sosyalizmden çok daha natüreldir. Zira sosyalist düşünce en başta sınıf farkını ortadan kaldırma idealiyle tamamen sentetik bir fikri baz alır ve doğaya karşı net bir tavır koyar.(2) İşte bu durum deneysel sosyalizmin -yani komünizm ve fraksiyonlarının- şimdiye kadar net bir başarı sağlayamamış oluşundaki en temel faktörlerdendir. Bir başka deyişle insan evrimi(3) insanlığı henüz bu türden süpernatürel idealleri gerçekleştirecek bir düzeye çıkaramamıştır. Yani insanlık bugün için “insan-hayvan dualitesi”(4) içinde kalmışlığın sancılarını çekmektedir.(5) Bunun aksine doğayı ve hayvanlar alemini model alarak yaratılmış kapitalizm -doğayı model alarak yaratılmış her tasarım gibi- başarılı olmuş ve günümüzün en baskın ekonomik sistemi haline gelmiştir.(6)

10621.jpgAncak kapitalizmin bu başarısı onun tercih edilmesi için bir gerekçe olamaz! Gene “insan-hayvan dualitesi” bu sefer tersine işler(7) ve sosyal, ekonomik hertürden eşitsizlik durumuna sebep olan bu sisteme -nihayetinde- başkaldırır.(8)

Günümüzde kapitalizmin dünyada yarattığı bu dengesizlik hali kabul edilebilir sınırları çoktan aştı.(9) Ancak bugün aşırı hakim bir sistem olan kapitalizmin yeni bir devrimle kısmen yada tamamen ortadan kaldırılması -günümüz şartlarında- zor gözüküyor.(10) Ama bu “esnek, kuralcı olmayan, değişime açık” sistem “katı, kuralcı ve statikocu” komünizmin aksine yeni koşullara uyum, yeni taleplere arz sağlamak eğilimindedir. Bu sebepledir ki komünizmin görece hızlı çöküşünün aksine insan evrimine paralellik gösteren bir değişim süreci geçirecektir.(11) En nihayetinde de kapitalizm “yeni”, “global”, “sosyalist” bir üst sisteme dönüşerek tarih olabilir!(12)

Mevcut Sistemin Evrimi

İnsana ait her sistemin doğuşuna, değişimine yada çöküşüne hem sentetik hemde natürel etkenler sebep olur. -Ki bu durum bu makalenin temel argümanıdır. Sosyalist ve kapitalist düşüncenin yani toplumculuk ve bireyselcilik ilkelerinin sentezi olan “karma ekonomi” ve “yönlendirilmiş piyasa ekonomisi” gibi “türetilmiş” sistemler sentetik değişimin sonucudur. Natürel değişim ise yeni durum ve koşullara göre an ve an değişip şekillenen toplumsal taleplerin sonucudur. İşte bu sebepledir ki insanlığın evrimi sistemlerinde evrimi demektir. Bu bağlamda baskın sistem kapitalizm de bir değişim sürecindedir ve bu değişimin yönü sosyalizmi göstermektedir.

communists-418691.jpgBu duruma dair en güzel örneklerden biri internet üzerinde bağımsız gelişen açık kaynak işletim sistemleri yani “GNU/Linux” fenomenidir. Uzun yıllar süren Microsoft tekeline karşı internet üzerinde oluşan bu hareketin çıkışı tamamen sosyalist ilkelere dayanır. Ama burada asıl önemli olan tamamen sosyalist ilkelere dayanan bir hareketin toplum içinde -sessiz, sedasız - kendi başına filizlenmesi, yeşermesi ve ağaç olmasıdır. Bu fenomen öyle bir hareketi tetiklemiştir ki yakın bir gelecekte kamu toplumunun kullanımına yönelik tüm yazılım ihtiyacı gene kamu toplumu tarafından karşılanacaktır. -Özgür yazılımcılık hareketi bu alanda faaliyet gösteren dev şirketlerin sonunu getireceğe benzer.(13) Wikipedia, Veropedia gibi gene sosyalist ilkelere dayanan bir çok hareket an ve an internet ortamında hayat bulmaktadır. Yakın bir gelecekte bu neo sosyalist hareketin internet sınırlarını aşarak her alanda dünyaya yayılacağı kanaatindeyim.

wal-martgreetergonewild-2.jpgBir başka çok önemli örneği kamu toplumundan değil de bizzat kapitalistlerden vermek isterim. Walmart marketler zinciri 250 milyar doları aşan yıllık cirosu ve 2 milyona varan çalışanıyla perakendecilik sektörünün tartışmasız devidir. Oyunu tamamen kapitalist kurallara göre oynayan Walmart “her zaman düşük fiyatlar” prensibiyle girdiği pazarlarda deprem etkisi yapmış diğer kapitalistleri sarsmıştır.(14) Walmart güçlendikce daha da düşük fiyatlar sunmakta ve resmen toplumun yararına kapitalistlerin zararına çalışmaktadır.

Walmart tam bir fenomendir zira -ister istemezde olsa- tamamen toplum yararına çalışan, zararsız tek dev şirket örneğidir. Bir perakendeci olarak dünya kaynaklarını tüketip dünyayı kirletemez.-Enerji sektörü gibi. En değerli şey olan insan hayatı üzerinden kar yapmak amacı güdemez.-İlaç sektörü gibi. Satışları arttırmak için savaşları destekleyemez.-Silah sektörü gibi.(15) (Bu açıklama derhal okunmalıdır!)

Walmart’ın dünyadaki tüm perakendecilik sektörünü ortadan kaldırıp bir megamonopol haline gelmesi gibi ekstrem bir senaryoyu bu makalede incelemek yersiz olduğundan sadece kapitalizmin içinden türemiş ve bir çok kapitalistin korkulu rüyası haline gelmiş Walmart fenomenini uygun ve yerinde bir örnek olarak sunuyorum. (15,5)

Benim görüşümce kapitalizm ağır ama emin adımlarla sosyalizme doğru ilerleyen bir değişim sürecine girmiştir. Gerçekten de kapitalizm insan evrimiyle evrilip “yeni”, “global”, “sosyalist” bir üst sisteme dönüşerek bütünüyle tarih olabilir!

Evrimci Neo Sosyalizm

Bu noktada ister istemez “gelecek bilimciliğe” soyunup varolmayan bir kavram ortaya atmış oldum. Bir olasılıkla modern insanın evrim sürecinin sonunda(16) ulaşacağını düşündüğüm bu yeni üst sistemi “Evrimci Neo Sosyalizm” olarak adlandırmayı uygun görüyorum.(17)

Evrimci neo sosyalizm temel olarak şu 3 argüman üzerine kuruludur;

1) Mutlak sosyalist bir sistemin devrimle değil ancak evrimle yeşerdiğinde kalıcı ve sağlıklı olabileceğini savunur.(18)

2) Sistem olarak klasik sosyalizmi baz alır. Temellerin klasik sosyalizmde atılmış olduğunu ancak detayların evrimle şekilleneceğini savunur.

3) Bir üst sistem önerir. Zira bu yeni sistem evrimini tamamlamış, insan-hayvan dualitesinden arınmış “üst insanın” üst düzey taleplerinin sonucudur.(19)

spock.jpgEvrimci neo sosyalizm prensipte devrimci değil anarşisttir. Zira modern insanı bir üst mertebeye taşıyacak görece uzun evrim sürecini anarşinin kısaltabileceğini savunur. Gene bu evrim sürecini kısaltacak devrimci hareketleri destekler ancak devrimlerle net bir sonuç alınamayacağı ilkesini her daim ön planda tutarak tavrını koyar. Bu bağlamda temel ilkesine zıt düşen devrimci hareketlerin karşısındadır.

Sonuç

Çok ani gelen bir felaket sonucu insan türü yok olmadıkça insanlık evriminin ileri yönde süreceğini ve nihayetinde modern insanı bir üst düzeye taşıyacağını düşünüyorum.(20) Dr. Isaac Asimov’ un “Foundation” ile ortaya koyduğu gibi; “İnsan olarak yapabileceğimiz tek şey yaşanması gereken bu uzun ve karanlık dönemi mümkün olan en kısa sürede atlatmak için mücadele vermektir!”

Açıklamalar

(1) Kapitalizm bireyselcilik ilkesinini temel alır. Tüm hayvan türlerinde her hayvan -bireysel olarak- en baskın erkek yada dişi olmaya oynar. Bu uğurda mücadele verir. Gerekirse yok eder. Evrim sürecide bu üstünlük kurma yarışını temel alır. Bu şekilde tür içi en üstün genler bir sonraki nesillere aktarılır ve türün varlığını sürdürme şansı artar.

(2) Bu noktada “sosyalizmin evrimin temel ilkeleriyle çelişmesi” gibi çok önemli bir argüman ortaya çıkmaktadır ki bu sosyalizmin sentetik bir sistem olduğu savını destekler.

(3) İnsan evrimi derken insanın top yekün bir tür olarak geçirdiği evrimden ve geldiği noktadan bahsediyorum.

(4) “İnsan-hayvan dualitesi” şu dur; Tanımın içindeki “insan” insanı hayvandan ayıran tüm özellikleri temsil eder. Tanımın içindeki “hayvan” ise insanı hayvan yapan tüm özelliklerdir. Modern insan bu ikisinin karışımıdır. Ancak bu karışım bir dualite yaratır.

(5) Doğada sınıf farkının olmadığı bir hayvan türü veya topluluğu gösterebilirmisiniz? Sosyalizmi arı, karınca gibi hayvan topluluklarına benzetenler “ana kraliçeye hizmet” ilkesiyle bunun daha çok monarşi için örnek olabileceğini anlamalıdır. (Bunu da bir adım ileri götürüp “ana kraliçe sosyalist ideallerin sembolüdür!” diyerek demagoji ile gol atmaya çalışanlara ileride yazmayı planladığım “eşşeklerin sembolizmi” başlıklı serbest yazımı okumalarını tavsiye edeceğim.)

(6) Bugün için kapitalizm varlığını sürdüren diğer tüm ekonomik sistemlerin - sosyalist, yönlendirilmiş piyasa ve karma ekonomilerin- alfa erkeğidir.

(7) Bu defa hareket Hayvan -> İnsan yönündedir. Yani insan taraf baskındır.

(8) Ki bu başkaldırılar ve onları takip eden devrimlerin bir çoğu ezilen tabandan değilde orta ve üst sınıftan gelme kişilerce başlatılıp organize edilmiştir. Bu sebeple gene insan-hayvan dualitesini öne sürüyorum. Örneğin Marx, Engels ve Lenin. Özellikle Engels bir sanayicinin oğlu olarak kendi bindiği dalı kesenlerdendir. Bir zıt örnek olarak Spartacus vakası öne sürülebilir. Ama bu bir devrim girişiminden ziyade bir köle isyanıdır.

(9) Kapitalizm doğası gereği faşizan eğilimlere çanak tutar. Örneğin sadece silah ve ilaç satışlarını canlandırmak yada enerji rezervlerine hakim olmak adına savaş senoryaları hazırlamak ve uygulamak bu sistemde mübahtır. Böylece kapitalist emeller doğrultusunda insan hayatı hiçe sayılıp gerektiğinde milyonlar katledebilir. (Tıpkı ormandaki hayvanlar; şempanzeler, sırtlanlar veya kandaki mikroplar; bakteriler, virüsler gibi değilmi? Çok natürel!)

(10) Dünyaya hakim bu adaletsiz düzeni anında ortadan kaldıracak ve dünyaya “global” sosyalizmi kesin olarak getirecek bir durum var; Dünya dışı zeki bir türün tehdidi. (Bu konuda bir serbest yazı planlıyorum.)

(11) Bu evrim sürecinde etken parametreler; dünya kaynaklarının tüketilme hızı, makro terörist eylemler, iklim ve diğer fiziksel değişimler…vs gibi örneklenebilir.

(12) Tabii bu önerme tamamen insan evriminin akılcı yönde seyredeceği varsayımına oturur. Tersi olup feodal bir sisteme de dönüşebilir ki bu günümüz aydınının korkulu rüyalarından dır.

(13) Bu hareket uzman yazılımlara taşınırsa durum çok daha ilginç olabilir. Zira bu şekilde internet üzerinden araba, gemi hatta uçak gibi uç tasarımlar yapan kitleler oluşup bir araya gelerek hiç yıkılmayacakmış gibi gözüken dev şirketlere alternatif olacak -kamu yararına çalışan ve kar amacı gütmeyen- oluşumlara zemin hazırlayabilir.

(14) Bir çoğunuda batırmıştır. Zira söylentilere göre sadece ABD de 250 den fazla büyük market zincirinin batmasına sebep olmuştur.

(15) Bu noktada 1)Walmart’ın çocuk işci çalıştırdığı, 2)Walmart’ın Afganistan ve Irak gibi savaşlara maddi destek sağladığı iddialarına karşı kendimi savunmam gereği doğuyor. 1) Öncelikle çocuk işci sorunu temelde mevcut sistem kapitalizmin yani dünyanın sorunudur. -Kapitalizmin orman kanunlarından yaratıldığını boşuna söylemiyorum! Ancak bu sorun en çok üretim sektörünün kara lekesidir. -Adı üstünde “çocuk işci”. Walmart bir perakendecidir. Dolayısıyla direktman çocuk işci çalıştırması olanaksızdır. Ancak üretim yaptırdığı taşeronlarına veya mal aldığı bağımsız üreticilerine “üretim maliyetlerinizi düşürün!” baskısı yaparak -ki bu her zaman daha düşük fiyatlar prensibinden doğacaktır- böyle bir duruma çanak tutuyor olabilir. Ancak gene tekrar ediyorum çocuk işci sorunu tüm dünyanın sorunu, tüm dünya şirketlerinin dolaylı yada dolaysız karalekesidir. 2) Savaş ekonomileri perakendecilik sektörünü her daim olumsuz etkiler. Perakendeci alım gücü ve refah düzeyi yüksek bir pazar tercih eder. Bu bağlamda Walmart gibi yayılımcı bir şirket özellikle Irak gibi potansiyel pazarlara savaş yerine barış gelmesini tercih edecektir. -Bunu ben değil mantık önermektedir. Ancak gene mevcut kapitalist dünya şartlarında bir kapitalist bağlı olduğu ülkenin hükümetine yaranmak zorundadır. Bunun doğal bir sonucu olarak Walmart mevcut ABD hükümetini -yani Bush hükümetini- desteklemek zorundadır. Özetleyecek olursak mevcut dünya sisteminin yarattığı ayıplardan sadece Walmart gibi aşırı güçlenmiş şirketleri sorumlu tutmaya çalışmak ancak gene kapitalistlerin yarttığı bir karalama kampanyası olabilir!

(15,5) Bu fenomenin bir başka ilginç yanıda oldukca ironik bir takım protestolara mağruz kalıyor olmasıdır. Bu protestocular sol kesimden geliyormuş izlenimi bıraksada bence Walmart karşıtı kapitalist patronların parayla tuttuğu çığırtkanlar ve ne dediğini bilmeyen inanmış solculardır.

(16) Modern insanın evrim sürecinin sonu olarak insan-hayvan dualitesinin bitişini kastediyorum. Evrim her daim devam eder ve bundan böyle üst insanın evrimi olarak devam edecektir.

(17) Gerçektende maksadım bir kaç satır karalayarak dünyaya yeni bir felsefi görüş katmak yada “evrimci” bir manifesto hazırlamak değil. Sadece modern insanın doğası gereği sosyalizmin bu gün için uygulanamaz olduğuna netlik getirmeye çalışıyorum.

(18) Ki bu bir yeniliktir ve “Neo” ifadesini hakeder. Klasik sosyalizm -günümüze göre- süpernatürel idealleri olan sentetik bir sistem olduğundan ancak devrimle hayat bulmuştur.

(19) Üst insan olarak adlandırdığım bu kavram modern insanın -yani homo sapien sapien” evriminin son noktasıdır. Bu yönüyle evrimci neo sosyalizmin günümüzdeki kapitalizm gibi başarılı olacağını garantiler. Zira sentetik değil, artık üst insının doğasına uygundur.

(20) Tıpkı “homo sapien” insanın evrimle “homo sapien sapien” insana yani “modern insana” taşındığı gibi.

Kaynakça

[Bu makalede hiç bir kaynaktan alıntı yada derleme yapılmamıştır.]

Eklentiler

1/(15.11.2007): “Megamonopol” kelimesi anlamsal bir çelişki yarattığından dolayı geçerli bir kelime değildir.

2/(15.11.2007): Bu makalede sözü edilen kapitalizm kuramsal değil uygulamalı kapitalizmdir. Adam Smith gibi düşünürlerce ortaya atılan hiç bir kuramsal model bu makalede söz konusu edilmez.

1/(16.11.2007): Bu makale bilimsel değil felsefi bir makale olduğundan özellikle “evolutionary” kelimesi yerine “evolutionist” kelimesini kullandım. Bu gelecekte bilimsel bir platforma taşınacak olursa “evolutionist neo socialism” derhal “evolutionary neo socialism” olarak değiştirilmelidir.

2 yorum ↓

#1 barış atasoy on 11.14.07 at 7:09 pm

1)En başta “orman kanunlarından esinlenme” biraz iddialı olmuş. Adam Smith bile, saf kapitalist yaklaşımın (salt bireylerin fayda maksimizasyonuna dayanan) zaman içinde son derece ciddi sosyal patlamalar yaratacağını, devlet üstü otoriteler oluşacağını öngörmüştür. Bahsettiğin şekliyle kapitalizm, dünyanın hiçbir yerinde uygulanamadı. Mesela özellikle Japon kapitalizmi, “ayrıcalıklı” sektörler hariç olmak üzere, merkezi planlamaya dayanır; sözgelimi, Fuji Industries’e devlet tarafından bir demir cevheri istihkakı verilir ve şirketler bu kullanım sınırlarını aşamazlar. Burada amaç, elbette zenginleşen kapitalistin, devletin devamlılığını sağlayacak geliri, her işletmenin doğal “ortağı” olan devlet kasasına sokmak ve bunun devamlılığını sağlamaktır. Bu haliyle bakıldığında bir “hoşluk” da yok değil; The Godfather filminde olduğu gibi! Esnaf babayı “destekler”, baba da mahallede alışverişin, dirlik düzenin devamını tesis eder ki, alışverişin devamı için gerekli olan da budur.

2)Yani kapitalizm aslında çok da “doğal” bir sistem değildir. Hem gerçekten güçlü olan sistemde etkin olamayabilir,çünkü kapitalizmin hukukla korunduğunu unutmayalım; hukuk doğal değildir. Basit bir örnek: mesela soğuk füzyonu buluyorsun, aslında milyar dolarları, hatta trilyon dolarları anında alabilecek güce sahipsin. Ama hukuğu ve medyayı arkasına alan petrol tekelleri bir şekilde seni durduruyor, en azından geciktiriyorlar. Bunun yanında çeşitli anlaşmalar da var; mesela İran’la 5 yıllık doğalgaz anlaşması yapmışsın; o anda soğuk füzyon fişe tak çalışsın şeklinde elinde olsa bile, yaptığın anlaşma gereği, 5 yıl boyunca belli bir miktar gazı almak zorundasın. Tabi bu varsayımları yaparken senin,ailenin ve tanıdığın herkesin şaibeli trafik kazalarında filan ölmeyeceklerini kabul ediyoruz.

3)Belki kapitalizmin başarısını sadece kendi içinde değil, devletlerin işine gelen alternatif bir model olmamasında aramak gerek. Sosyalizmi ele alalım karşı model olarak: bir kere, sosyalizm Bakunin’den, dolayısıyla anarşizmden esinlenmiş ve sanılanın aksine kurumları değil,bireyi öne çıkaran bir model. Kapitalizm her ne kadar özgür girişimciyi yüceltiyor görünse de, aslında öne attığı şey, özgür girişimci etrafında oluşan bir üretim düzeni. Üstelik bu üretim düzeninin doğal ortağı devlet. (Gelir vergisini düşün en basitinden; dolaylı vergileri geçelim şimdilik. Bir bakkal bile açtığında, devlet %20 ortağıdır bakkalının).

4)Arz talep dengesi de kapitalizmin hassas noktalarından biri. Bu sadece çok temel bazı ürün ya da sektörler için geçerli. Evet; ekmek fırını talebe göre arzı ayarlar ama, otomobil fabrikaları, cep telefonu üreticileri, moda sektörü “talebi yaratır”. (Medya yoluyla) Ayrıca, günümüzde karaborsa da üreticinin elinde! Basit bir örnek; bundan seneler önce SDRAM’lere geçildiğinde, fiyatlar çok düşük seyrederken bir gecede ikiye katlandı; enteresan olan şudur: o sabah, sanırım Infineon’un fabrikası yanıyor. Yine çok büyük üreticilerden biri olan Samsung, üretimi kısacağını açıklıyor. Bu ikisinin 24 saat içinde olması “ilginç”; üstelik herkesin SDRAM’e geçmek için saldırdığı bir anda. Yani artık arz-talep dengesinin çok iyi çalıştığını söyleyemeyiz. Bunu özellikle teknoloji yoğun alanlarda görmek mümkün; üreticilerin işine gelen (ucuz üretilebilen) bazı teknolojiler, Uluslar arası standartlar ile empoze edilebiliyor. MP3 gibi. Evet; müzik için sıkıştırma algoritması bazıları için gerçekten gerekli (plajda discman taşımayı bende istemem, biraz düşük kaliteyle 100 saat müzik dinlemek daha iyi bir seçim bu durumda). Ama neden ATRAC ya da OGG değilde MP3? Eğer bütün MP3 üreticileri sadece mp3 destekleyen cihazlar çıkarırsa, burada senin benim daha iyi ses kalitesi sunabilen Ogg ya da Atrac istemesi birşeyi değiştirmiyor. Diğer üreticiler bu talebi ogg ya da atrac destekli cihazlarla değerlendirebilir diyebilirsin; ama Sony, Phillips, Apple,Samsung vs gibi firmalar çok ucuza cicili bicili mp3′ler çıkarırken, Hasanijautsi marka Ogg destekli, o kadar cicili bicili olmayan, hatta ADC/DAC’ları daha kalitesiz, birazcık daha pahalı Ogg player’ları kim alır? Ya da kaç kişi alır? Burada MP3 lisansı ödeyen bahsettiğim şirketler, aslında bu parayı ödeyerek, lisans ücretini ödeyemecek durumda olan daha küçük şirketleri rekabet alanından siliyorlar. En azından, MP3 lisansı çok pahalı ve standart kesin oturmamışken, durum buydu. Artık gerek de yok; çünkü birçok insan MP3 dışında sıkıştırma algoritması bile olduğundan habersiz artık.

5)Linux hakkında yazdıklarına katılmakla beraber, küçük bir ekleme yapayım: Linux, daha doğru ifadesiyle “GNU/Linux”, işletim sistemi olarak, sunucu pazarında lider. Gelgelelim, sunucuları üretenler yine IBM,SUN,HP vs. Burada acı gerçek ortaya çıkıyor: Üretim araçlarını ellerinde bulunduranlar,sistemin hakimi. Ki sosyalizmin kapitalizme diş bilediği en vurucu noktalardan biri de bu. Komiktir ki, misal IBM, sosyalist üretim biçimine uygun bir yazılımla, kapitalist bir alanda lider oluyor!

6)Sun, SPARC işlemcisini “açtı”; yani open source, üstelik de çok etkin bir işlemci tasarımına sahibiz. Birkaç milyar doların varsa, üretim tesislerini kurup Sparc işlemci üretip satabilirsin. Bu başlı başına yetmiyor; onu destekleyecek anakartı da üretmen, ürettiğin bu ürünü de pazarlayabilmen gerek. Yani teorik olarak elinde “tam devrimi” yapmak için hem donanım, hem yazılım mevcutken, tekellere karşı duramıyorsun. Çünkü reklam, medya, lojistik gibi güçler hala adamların elinde. Eminim senin bile -çok ilgili olduğundan söylemiyorum, sadece tahsil bakımından, yani bilgisayar mühendisi olan birinin açık kaynak kodlu CPU olduğunu bilmesi gerekir- bilmediğin birşeydi SPARC’ın open source olduğu. Çünkü hergün Intel ya da AMD reklamı görüyorsun ama SUN reklamı görmüyorsun. SUN’dan bahsedilen yerde de, bu adamların Sparc tasarımını açtıklarından bahsedilmiyor! Demek istediğim şu; sosyalizmi engelleyen kapitalist düzen değil, medya.

7)Bu arada, megamonopol teknik olarak yanlış bir kelime. Monopol zaten “tek” olduğu için, büyüklüğünü kıyaslayabileceğin Bir şey yok.

Evrimci neo sosyalizm temel olarak şu 3 önermenin üzerine kuruludur;
1) Mutlak sosyalist bir sistemin devrimle değil ancak evrimle yeşerdiğinde kalıcı ve sağlıklı olabileceğini savunur.(18)
2) Sistem olarak klasik sosyalizmi baz alır. Temellerin klasik sosyalizmde atılmış olduğunu ancak detayların evrimle şekilleneceğini savunur.
3) Bir üst sistem önerir. Zira bu yeni sistem evrimini tamamlamış, insan-hayvan dualitesinden arınmış “üst insanın” üst düzey taleplerinin sonucudur.(19)

8)1.Evrim, bazı yerlerde işini yapmakta. Yazılım (Linux) örneğinde olduğu gibi. Donanımda nasıl yapacaksın? Şunu diyebiliriz: özgür CPU üretmek için 4 milyar dolar gerekli. Para toplamamız gerek. Birileri bağış yapabilir. Internet gibi özgür bir ortam, medyaya alternatif olarak bu çabayı organize edip başarılı kılmaya yetecek mi, bunu tartışmak gerek.

9)3.Üst insan dediğinde, Lenin gibi “pratisyenlerin” hatasına düşüyorsun. Zira sosyalizm doğası gereği kollektif bir yapı. Elbette bilim adamları içinde daha iyi bilimadamları olacak ve bunlar biraz daha ayrıcalıklı olacaktır; buna kimsenin itirazı yok (biz bunu şu an kendi içimizde bile yapabiliyoruz; bakkal ya da contacıyla bira içip onun fikirlerini ciddiye alarak). Yanlış dedin demiyorum. Peki şu olacak mıdır: herkes, cidden übermensch oldu; hep bir ağızdan “hepimiz sosyalistiz” diyecek midir? Ya da, 5 milyar sosyalism yanlısı, kalan 1 milyar sosyalizm yanlısı olmayana ne yapacaktır? 5 milyar sosyalist, “tamam, biz zaten sistemi kurduk, onlar takılsın bize ne” derse, kalan 1 milyarın hakları filan nasıl korunacaktır?

#2 levent soyarslan on 11.15.07 at 12:27 pm

“Neo Sosyalist Evrim” Başlıklı Makalemin Barış Atasoy’ a Savunması:
1.İddia: En başta “orman kanunlarından esinlenme” biraz iddialı olmuş. Adam Smith bile, saf kapitalist yaklaşımın (salt bireylerin fayda maksimizasyonuna dayanan) zaman içinde son derece ciddi sosyal patlamalar yaratacağını, devlet üstü otoriteler oluşacağını öngörmüştür. Bahsettiğin şekliyle kapitalizm, dünyanın hiçbir yerinde uygulanamadı. Mesela özellikle Japon kapitalizmi, “ayrıcalıklı” sektörler hariç olmak üzere, merkezi planlamaya dayanır; sözgelimi, Fuji Industries’e devlet tarafından bir demir cevheri istihkakı verilir ve şirketler bu kullanım sınırlarını aşamazlar. Burada amaç, elbette zenginleşen kapitalistin, devletin devamlılığını sağlayacak geliri, her işletmenin doğal “ortağı” olan devlet kasasına sokmak ve bunun devamlılığını sağlamaktır. Bu haliyle bakıldığında bir “hoşluk” da yok değil; The Godfather filminde olduğu gibi! Esnaf babayı “destekler”, baba da mahallede alışverişin, dirlik düzenin devamını tesis eder ki, alışverişin devamı için gerekli olan da budur.
******
1.Savunma: Bu makalede kuramsal –Adam Smith- kapitalizmini incelemediğimi yani uygulamadaki “pratik kapitalizmi” incelediğimi belirtmeliyim. Buna zıt şekilde sosyalizmi ise tamamen kuramsal olarak ele aldım. Bu makalenin amacı uygulamada olan mevcut tam kapitalist sistemle yani “pratik kapitalizmle” ideal olan teorik sistemi yani sosyalizmi inceleyip bu iki zıt temel kutup üzerinden bir takım sonuçlar ve varsayımlar çıkartmaktı.
Uygulamadaki sosyalizmi yani sosyalist deneyin sonucu olan komünizm ve fraksiyonlarına makalede çok kısaca değinerek bu durumun bir yerde altınıda çizmiş oldum. Ayrıca vermiş olduğun Japon örneği ise makaleme zıt bir örnek değildir zira bu makalede karma ekonomi ve yönlendirilmiş piyasa ekonomilerine özellikle girmemekle beraber bunların mevcudiyetinin sentetik müdahaleler olarak kapitalizmde her daim ortaya çıkacaklarını kısaca belirttim.
Asıl konuya “yani kapitalizmin orman kanunlarından esinlenmediği” iddiana gelirsek bunu gene evrimci yaklaşımla bir örnek vererek açıklamak isterim; Şempanze klanlarını ele alalım. Klanları ise ülkeler olarak kabul edelim. “Salt bireylerin fayda maksimizasyonu” evrimin temel ilkeleriyle uyumludur. Ancak bu klanlardaki şempanzelerden alfa erkek kendi klanının varlığını tehdit eder şekilde –münferit- sapmalar gösterip- aşırı güçlenirse klan içi başkaldırılar patlak verir ve klanı tehlikeye atan bu bireysel güçlenişi kontrol altına almaya meğillenir. Ki bu da evrimin aslen bireylerin değil türlerin devamını sağlaması yönünde işlemesinin bir sonucudur. Ancak alfa erkek kontrol edilemez düzeyde güç kazanmışsa rezistans fayda getirmez ve klan çöker. (Tıpkı Hitlerin Nazi Almanyasında olduğu gibi diktatörlükler nihayetinde yok olmaya mahkumdur. Çünkü dikta rejimleri doğaya terstir.Evrime değil “emire” dayanır. ) Uygulamada ki kapitalizm doğaldır ve bu sebepten ötürü otomatik kontrol sistemlerine sahiptir. Tam kapitalist sayılabilecek ABD bile kendi varlığını yani klanını tehdit edecek bireysel (şirketsel) güçlenmelere karşı otomatik bir iç kontrol mekanizmasına sahiptir. Ancak bir gün bu mekanizma işlemez veya fayda getirmezse ABD de Naziler gibi çökmeye mahkümdur. (ABD deki seçimlerde liberal ve cumhuriyetcilerin oy dengesine sahip oluşu ABD nin daah uzun bir süre ayakta kalacağınında bir işaretidir.)
Özetle pratik kapitalizm evrimle yani doğayla çelişmez. Her iki yönde de doğaya yani evrimin temel prensiplerine uygun işler. Yani “bireysel üstünlük sağlama yarışı” bir yanda “türün devamının sağlaması” diğer yandadır. Kuramsal kapitalizmin ortaya attığı “ devlet müdalesini reddeden” bir sistem “türün devamının sağlaması” ilkesine zıt düşerek pratikte uygulanması yıkımla sonuçlanır. Zaten Adam Smith de aynı noktaya ulaşmıştır.
Kavram kargaşasını yok etmek üzere şunu öneriyorum: (Teorik -> Pratik) bağlamda Sosyalizm-> Komünizm ve fraksiyonları. Kapitalizm -> Pratik Kapitalizm ve fraksiyonları denebilir.
—————-
2. İddia:Yani kapitalizm aslında çok da “doğal” bir sistem değildir. Hem gerçekten güçlü olan sistemde etkin olamayabilir,çünkü kapitalizmin hukukla korunduğunu unutmayalım; hukuk doğal değildir. Basit bir örnek: mesela soğuk füzyonu buluyorsun, aslında milyar dolarları, hatta trilyon dolarları anında alabilecek güce sahipsin. Ama hukuğu ve medyayı arkasına alan petrol tekelleri bir şekilde seni durduruyor, en azından geciktiriyorlar. Bunun yanında çeşitli anlaşmalar da var; mesela İran’la 5 yıllık doğalgaz anlaşması yapmışsın; o anda soğuk füzyon fişe tak çalışsın şeklinde elinde olsa bile, yaptığın anlaşma gereği, 5 yıl boyunca belli bir miktar gazı almak zorundasın. Tabi bu varsayımları yaparken senin,ailenin ve tanıdığın herkesin şaibeli trafik kazalarında filan ölmeyeceklerini kabul ediyoruz.
********
2.Savunma:Adam Smith in kapitalizm pek değil hiç doğal değildir. Ancak 1. savunmada açıkladığım gibi pratik kapitalizm son derece doğaldır. Doğaldır çünkü evrimin her iki temel ilkesininde taleplerini karşılar. Yani “bireysel üstünlük sağlama yarışı” ve “türün (klanın, ülkenin) devamının sağlanması” ilkeleri. Ve bu ülkeler arası platformda ülkeleri bireyler olarak alığımızda gene “bireysel üstünlük sağlama yarışı” na dönüşmektedir.
—————-
3. İddia:Belki kapitalizmin başarısını sadece kendi içinde değil, devletlerin işine gelen alternatif bir model olmamasında aramak gerek. Sosyalizmi ele alalım karşı model olarak: bir kere, sosyalizm Bakunin’den, dolayısıyla anarşizmden esinlenmiş ve sanılanın aksine kurumları değil,bireyi öne çıkaran bir model. Kapitalizm her ne kadar özgür girişimciyi yüceltiyor görünse de, aslında öne attığı şey, özgür girişimci etrafında oluşan bir üretim düzeni. Üstelik bu üretim düzeninin doğal ortağı devlet. (Gelir vergisini düşün en basitinden; dolaylı vergileri geçelim şimdilik. Bir bakkal bile açtığında, devlet %20 ortağıdır bakkalının).
*******
3.Savunma:Sosyalizmin anarşist düşünceyle ortaya çıkmış bir kuramdır. Ancak varsayımları bireyi öne çıkaran bir model asla değildir. Burada bir yanlışa düştüğünü dikkatine sunarım. Pratik kapitalizm bir kuram değildir. Aslında resmen işleri oluruna bırakmak doğal tepki mekanizmalarının çalışmasına ortam sağlamaktır. Pratik sosyalizmin -yada sosyalist deneyin- getirisi komünizm ve fraksiyonlarının aksine kuralcı değildir. Ancak oluruna bırakılan sistem doğal olarak kendi içinden bir takım kurallar doğmasına sebep olur ve mevcut durum ve koşullara göre kurallar yaratır. (Bahsettiklerin bunlardır.) Pratik kapitalizmi bir kuram gibi değerlendirerek yanlışa düştüğünü dikkatine sunarım. (Zaten bende makalemde bir gün sosyalizmi bir kuram olarak değil doğal bir talebin sonucu olarak algılamaya başladığımız zaman pratik sosyalizmin varolbileceği sonucuna varıyorum. Tıpkı bügün pratik kapitalizmin varolabildiği gibi.)
—————-
4. İddia Arz talep dengesi de kapitalizmin hassas noktalarından biri. Bu sadece çok temel bazı ürün ya da sektörler için geçerli. Evet; ekmek fırını talebe göre arzı ayarlar ama, otomobil fabrikaları, cep telefonu üreticileri, moda sektörü “talebi yaratır”. (Medya yoluyla) Ayrıca, günümüzde karaborsa da üreticinin elinde! Basit bir örnek; bundan seneler önce SDRAM’lere geçildiğinde, fiyatlar çok düşük seyrederken bir gecede ikiye katlandı; enteresan olan şudur: o sabah, sanırım Infineon’un fabrikası yanıyor. Yine çok büyük üreticilerden biri olan Samsung, üretimi kısacağını açıklıyor. Bu ikisinin 24 saat içinde olması “ilginç”; üstelik herkesin SDRAM’e geçmek için saldırdığı bir anda. Yani artık arz-talep dengesinin çok iyi çalıştığını söyleyemeyiz. Bunu özellikle teknoloji yoğun alanlarda görmek mümkün; üreticilerin işine gelen (ucuz üretilebilen) bazı teknolojiler, Uluslar arası standartlar ile empoze edilebiliyor. MP3 gibi. Evet; müzik için sıkıştırma algoritması bazıları için gerçekten gerekli (plajda discman taşımayı bende istemem, biraz düşük kaliteyle 100 saat müzik dinlemek daha iyi bir seçim bu durumda). Ama neden ATRAC ya da OGG değilde MP3? Eğer bütün MP3 üreticileri sadece mp3 destekleyen cihazlar çıkarırsa, burada senin benim daha iyi ses kalitesi sunabilen Ogg ya da Atrac istemesi birşeyi değiştirmiyor. Diğer üreticiler bu talebi ogg ya da atrac destekli cihazlarla değerlendirebilir diyebilirsin; ama Sony, Phillips, Apple,Samsung vs gibi firmalar çok ucuza cicili bicili mp3′ler çıkarırken, Hasanijautsi marka Ogg destekli, o kadar cicili bicili olmayan, hatta ADC/DAC’ları daha kalitesiz, birazcık daha pahalı Ogg player’ları kim alır? Ya da kaç kişi alır? Burada MP3 lisansı ödeyen bahsettiğim şirketler, aslında bu parayı ödeyerek, lisans ücretini ödeyemecek durumda olan daha küçük şirketleri rekabet alanından siliyorlar. En azından, MP3 lisansı çok pahalı ve standart kesin oturmamışken, durum buydu. Artık gerek de yok; çünkü birçok insan MP3 dışında sıkıştırma algoritması bile olduğundan habersiz artık.
*******
4. Savunma:Ben makalemde piyasadaki arz talep dengelerin mevcut durumundan bahsetmiyorum. Bahsettiğim şey makro düzeyde (makro ekonomi anlamında alma makroyu) toplumsal arz ve taleplerin pratik kapitalizmde değişime sebep olduğundan ve sistemin kuralcı komünizmin aksine değişime ve evrime açık olduğundan bahsediyorum. (Bu verdiğin örnekler gene pratik kapitalizmin doğası gereğidir. Yani orman kanunları gereği . Ama güzel olan değişim sürecek oluşu ve işlerin tersine dönebilecek olmasıdır da.
—————-
5. İddia: Linux hakkında yazdıklarına katılmakla beraber, küçük bir ekleme yapayım: Linux, daha doğru ifadesiyle “GNU/Linux”, işletim sistemi olarak, sunucu pazarında lider. Gelgelelim, sunucuları üretenler yine IBM,SUN,HP vs. Burada acı gerçek ortaya çıkıyor: Üretim araçlarını ellerinde bulunduranlar,sistemin hakimi. Ki sosyalizmin kapitalizme diş bilediği en vurucu noktalardan biri de bu. Komiktir ki, misal IBM, sosyalist üretim biçimine uygun bir yazılımla, kapitalist bir alanda lider oluyor!
********
5.Savunma: Makalede “(13) Bu hareket uzman yazılımlara taşınırsa durum çok daha ilginç olabilir. Zira bu şekilde internet üzerinden araba, gemi hatta uçak gibi uç tasarımlar yapan kitleler oluşup bir araya gelerek hiç yıkılmayacakmış gibi gözüken dev şirketlere alternatif olacak -kamu yararına çalışan ve kar amacı gütmeyen- oluşumlara zemin hazırlayabilir” demişim. Bunun bir ötesi koperatifleşme ile alternatif üretimin ortaya çıkması olacaktır ki o zaman üretim araçları halkın eline de geçmiş olacak –eline de diyorum dikkat- ve bugün için varolan bu sorun ortadan kalkacaktır. Evrimci neo sosyalizm zaten bu önermeyi yapmakta.
—————-
6.İddia:Sun, SPARC işlemcisini “açtı”; yani open source, üstelik de çok etkin bir işlemci tasarımına sahibiz. Birkaç milyar doların varsa, üretim tesislerini kurup Sparc işlemci üretip satabilirsin. Bu başlı başına yetmiyor; onu destekleyecek anakartı da üretmen, ürettiğin bu ürünü de pazarlayabilmen gerek. Yani teorik olarak elinde “tam devrimi” yapmak için hem donanım, hem yazılım mevcutken, tekellere karşı duramıyorsun. hala adamların elinde. Eminim senin bile -çok ilgili olduğundan söylemiyorum, sadece tahsil bakımından, yani bilgisayar mühendisi olan birinin açık kaynak kodlu CPU olduğunu bilmesi gerekir- bilmediğin birşeydi SPARC’ın open source olduğu. Çünkü hergün Intel ya da AMD reklamı görüyorsun ama SUN reklamı görmüyorsun. SUN’dan bahsedilen yerde de, bu adamların Sparc tasarımını açtıklarından bahsedilmiyor! Demek istediğim şu; sosyalizmi engelleyen kapitalist düzen değil, medya.
******
6.Savunma: Özellikle ben kapitalizmin sosyalizmi engellediği gibi bir önerme asla yapmadım!!! (Sosyalizmi engelleyen mevcut insan doğası yani insan-hayvan dualitesidir) Bilakis kapitalizm değişime açık olmasıyla zaman içinde sosyalizmin yeşermesine –insan evrimiyle – zemin hazırlar diyorum. Verdiğin örneklerin hiçbiri bu makalenin iddia ettiklerine ters değil. Gene zaman içinde alternatif halk oluşumları yani koperatiflerle üretim, reklam, medya, lojistik gibi güçlerde bir halk kaynaklı alternatifler haline gelecektir.
—————-
7.İddia: Bu arada, megamonopol teknik olarak yanlış bir kelime. Monopol zaten “tek” olduğu için, büyüklüğünü kıyaslayabileceğin Bir şey yok.
********
7.Savunma: Britanica resmi sitesinden alıntı: Monopoly: Exclusive possession of a market by a supplier of a product or service for which there is no substitute. In the absence of competition, the supplier usually restricts output and increases price in order to maximize profits. The concept of pure monopoly is useful for theoretical discussion but is rarely encountered in actuality. In situations where having more than one supplier is inefficient (e.g., for electricity, gas, or water), economists refer to “natural monopoly” (see public utility). For monopoly to exist there must be a barrier to the entry of competing firms. In the case of natural monopolies, the government creates that barrier….
Kesinlikle haklısın bu teknik bir yanlışlık ve düzeltme yapıyorum.
—————-

8. İddia: Makaleden alıntı: “Evrimci neo sosyalizm temel olarak şu 3 önermenin üzerine kuruludur;
1) Mutlak sosyalist bir sistemin devrimle değil ancak evrimle yeşerdiğinde kalıcı ve sağlıklı olabileceğini savunur.(18)
2) Sistem olarak klasik sosyalizmi baz alır. Temellerin klasik sosyalizmde atılmış olduğunu ancak detayların evrimle şekilleneceğini savunur.
3) Bir üst sistem önerir. Zira bu yeni sistem evrimini tamamlamış, insan-hayvan dualitesinden arınmış “üst insanın” üst düzey taleplerinin sonucudur.(19)”
Evrim, bazı yerlerde işini yapmakta. Yazılım (Linux) örneğinde olduğu gibi. Donanımda nasıl yapacaksın? Şunu diyebiliriz: özgür CPU üretmek için 4 milyar dolar gerekli. Para toplamamız gerek. Birileri bağış yapabilir. Internet gibi özgür bir ortam, medyaya alternatif olarak bu çabayı organize edip başarılı kılmaya yetecek mi, bunu tartışmak gerek.
********
8.Savunma:Bunu koperatif oluşumların gelişimi kavramıyla yukarıdaki bölümlerde açıkladım.
—————-
9. İddia:3.Üst insan dediğinde, Lenin gibi “pratisyenlerin” hatasına düşüyorsun. Zira sosyalizm doğası gereği kollektif bir yapı. Elbette bilim adamları içinde daha iyi bilimadamları olacak ve bunlar biraz daha ayrıcalıklı olacaktır; buna kimsenin itirazı yok (biz bunu şu an kendi içimizde bile yapabiliyoruz; bakkal ya da contacıyla bira içip onun fikirlerini ciddiye alarak). Yanlış dedin demiyorum. Peki şu olacak mıdır: herkes, cidden übermensch oldu; hep bir ağızdan “hepimiz sosyalistiz” diyecek midir? Ya da, 5 milyar sosyalism yanlısı, kalan 1 milyar sosyalizm yanlısı olmayana ne yapacaktır? 5 milyar sosyalist, “tamam, biz zaten sistemi kurduk, onlar takılsın bize ne” derse, kalan 1 milyarın hakları filan nasıl korunacaktır?
*********
9.Savunma:Hayır. Üst insan diyerek evrimini tamamlamış modern insanın geleceği mertebeden bahsediyorum. Modern insanın evriminin tamamlanması ise insan-hayvan dualitesinin tamamen bittiği andır diyorum. (Tamamen derken örnek veriyim bugün için dünya sadece modern insan yani “homo sapien sapien” insandanmı oluşmaktadır. Hayır. Aramızda hala homo sapienler var. Ama zamanla bunlarda ortadan kalkacak ve mutlak bir modern insan toplumundan bahseder hale geleceğiz.) Aynı sürec üst insanın evriminde de yaşanacak. Modern insan üst insanla iç içe geçecek ayrımcılıklar olacaktır. O dönemlerin son derece sancılığı geçeceğine eminim . Ancak ne zaman tüm insanlık üst insan mertebesine geçer o zaman hepsi sosyalist olacaktır doğru! Ve hep bir ağızdan “hepimiz sosyalistiz” deme gereği duymayacaklardır. Zira super natürel bir düzeye çıkan insan doğasının doğal talebinin sonucu olacaktır sosyalizm. Fikir ayrılıkları ve tartışmalar her daim olacaktır. Ki umarım olmaya devam ederde. Ama bugün skolastik öğretiyi bir rasyonel nasıl savunamazsa o üst toplumda gelecekte kapitalizmi savunamayacak ancak hoş bir seda ile rakı masasında tartışmaya açacaktır.
—————-
Not: Son olarak bu üst insan toplumunun iyi yada kötümü olacağını tartışmaya henüz açmadığımı belirtirim. Ama buna en yakın örnek olan vulkan toplumu bilim kurgu olsada hayalini kurduğum toplum biçimidir.

Yorum Yaz