45. Altın Portakal Film Festivalinde Amerikan Kızılderililerine de Ödül Dağıtılsın! (eleştiri)

202267.jpg

44. Altın Portakal Film Festivali ödüllerini dağıttı. En iyi film ödülünü Semih Kaplanoğlu’ nun yazıp yönettiği “Yumurta” ve en iyi yönetmen ödülünü ise “Auf Der Anderen Seite” -yada “Yaşamın Kıyısında”- ile Fatih Akın’a verdi. Bunun haricinde festivale katılan dostlarımdan duyduğuma göre organizasyon bakımından Altın Portakal avrupadaki saygın festivalleri aratmayacak düzeydeymiş(?). Gitmedim görmedim umarım haklıdırlar.

Şimdi ilginç bulduğum bir duruma değinmek istiyorum. Cannes’ da en iyi senaryo ödülünüde kazanan Fatih Akın’ın filmi “Yaşamın Kıyısında” ulusal yarışma bölümünde yarıştırılmış ve en iyi yönetmen ödülünün yanısıra en iyi yardımcı kadın-erkek oyuncu ve en iyi kurgu ödüllerini kazanmıştır. Ne güzel! Ama “Yaşamın Kıyısında” bu yılki yabancı film Oscarlarında Almanyanın resmi aday filmidirde. Daha da güzel! Hatta şahane! Altın Portakallı bir Türk filmi Almanya yı temsilen Oscar aday adayı! Şimdi benim kafam karıştı. Bu film Türk filmi mi Alman filmi midir? Yoksa bir çift pasaport durumumu var? Altın portakal ulusal yarışma bölümünde yarışıp ödül aldığına göre film Türk filmi. Ama Oscar’a yollandığı için Alman filmide. Madem öyle Türkiye’de resmi olarak bu filmi yabancı film Oscar aday adayı olarak ilan etsin. (Hem bu sefer gerçekten Oscar kazanma şansımızda var! “Hey Almanya! Sen mi yaman ben mi yaman!”

Şaka bir yana kim nederse desin bu film bir Alman filmi, Fatih Akın’sa bir alman yönetmendir. Yapılan ise sadece bir şark kurnazlığı -yada şark eblehliğidir. Bu film Avrasya Altın Portakal Uluslararası Film Yarışmasında yarışmalıydı. Bu sayede gerçek bir Türk filminin ve yönetmeninin de hakkı yenilmemiş olurdu.

Şimdi bazıları bu filmin Türk-Alman ortaklığı olduğunu öne sürerek beni çürütmeye çalışacaklardır. -Resmiyette öylede. Bende onlara “Madem öyle bu film neden Türk-Alman ortak Oscar aday adayı değil?” yada “Almanya filmi aday gösterirken bize danışmışmı?” diye sorarım. Şimdi lütfen kendimizi kandırmayalım ve “ülke puanımız artsın” diye yapılan bu şark kurnazlıklarına çanak tutmayalım.

yasamin_kiyisinda_small.jpg

Fatih Akın benimde çok önem verdiğim sıkı bir yönetmen. Ferzan Özpetek’de öyle. Ama dünyanın başka biryerlerindeki her başarılı sporcu, sanatcı yada bilim insanı bir tarafından Türk kökenli diye ona sadece Türk vatandaşlarına has olan ödülleri dağıtamazsınız! (Uluslararası ödülleri veriniz onlara.) Hem ırk bağını öne sürerek ödül dağıtmak faşizanca bir yaklaşım hemde bu şekilde Türkiye’ ye itibar kazandırma çabaları bilakis bizi daha bir ebleh durumuna düşürmekte. Ama arzu edilen gerçekten buysa 45. Altın Portakal Film Festivalinde Amerikan Kızılderililerine de ödül dağıtılsın.

Not: En iyi kurgu ödülünü verdikleri Andrew Bird beyefendi Türkiye’ye gelememişler ve onun yerine çıkıp ödülü alan zibidi sırıtarak şu açıklamayı yapmıştır; “Bird sarımsak yediği için ağzı koktu çok utandı. Maalesef gelemedi. Bu yüzden ödülünü ben alıyorum…” Bu açıklaması üzerine salondaki topluluk tarafından coşkuyla alkışlanmıştır. (Yorumsuz:)

Not2: Başlığı anlamayanlar bknz. Asya Türkleri. Eski zamanlar. Donmuş Bering Boğazı. Kızılderili. Şehir efsanesi.

3 yorum ↓

#1 barış atasoy on 10.28.07 at 5:53 pm

Sevgili Levent;

Fatih Akın ve Auf der.. filmi ile yaptığın eleştiriye bir açıklık getirme ihtiyacı duydum. Zira bu tip milli değerlerimizin doğru anlaşılması hepimizin temennisidir..

Auf der.. filmi, altın portakal’a gelmeden önce sünnet olarak hak dinini seçmiş, sonra Türk vatandaşı olarak “yaşamın kıyısında” ismini almıştır. En az Abeke Habuke gibi bir ismi olan, “Elvan” namlı zenci atletimiz kadar Türktür.

Fatih Akın, Alman vatandaşı olmasına rağmen gizli Türk pasaportu taşımaktadır. Eğer 3 senedir Almanyada işçi olduğunu ispat edebilirse, 28 gün bedelli askerlik yapabilir.

Elvis Presley’in Türk olduğu, Meluncan kavminden geldiği söylenmektedir. Bence tarzı uymasa da, Caz Festivali’ne en azından ruhu çağrılmalıdır. Akabinde “ölümden sonra başarı ödülü”, “onursal yaşam sonu Türk kökenli en iyi şarkıcı ödülü” takdim edilmelidir.

Almanyadan Oscara aday olan bir filme milli bir ödül verilmesi son derece zekice bir politik hamledir. Böylece oscar alması durumunda, “işte Türkün gücü” tarzı hamaset yapmak mümkün olacak; “iyi de adam Türk diilki oğlum” diyenlere de “olur mu lan, biz ödül bile vermişük, nah..” diyerek gol atılacaktır. Lakin gol rakip kaleye mi, kendi kalemize mi atılacak, orası açık değildir.

Fatih kardeşimin başarılarının devamını diliyorum.

Emeğe saygı +REP

Saygılar

#2 levent soyarslan on 10.28.07 at 7:07 pm

Sümme Haşaa… destur …linkdeki clipi seyret.:)

http://www.youtube.com/watch?v=4bl6R9XwM_4

“Zekice bir politik hamle” diyerek negüzel söylemişsin.:)
Ben daha düz bir dil kullanarak “şark kurnazlığı” ve onunda nihai eşanlamlısı olan “şark eblehliği” tabirlerini kullandım.
(Şark eblehliği tabiri yeni nedersin tutarmı?:)

#3 lsoyarslan on 10.28.07 at 7:11 pm

+REP de ne??
Reputation anlamında filanmı ne bu??

Yorum Yaz